Kur’ân-ı Kerîmde Bildirilen İlimler

Kur’ân-ı kerîmde bildirilen ilimler, beş bölümde toplanabilir:

1-Mahlûkları inceleyerek, Allahü teâlânın var olduğunu ve bir olduğunu anlamayı göstermektedir. Fen bilgileri bu kısımdadır. İçindeki bilgilerden ancak bir kısmı bugünkü insanlar tarafından bulunabilmiştir. Halbuki bu ilmî ve fennî esaslar, 1400 sene evvel Kur’ân-ı kerîmde bildirilmiştir. Bunlardan birkaçı şöyledir:

Dünyanın nasıl meydana geldiği hakkındaki modern bilgiler, 50-60 sene öncesine kadar bilinmiyordu. Kur’ân-ı kerîmde Enbiyâ sûresi 30-33. âyetlerinde: (İnkâr edenler, gökler ve yer küresi birbirlerine yapışık iken onları ayırdığımızı bilmezler mi? Ve Yâsîn sûresinde (Geceyi, gündüzü, güneşi ve ay’ı yaratan O’dur. Bunların her biri bir yörüngede yürür.) buyuruluyor. Demek oluyor ki, modern bilginlerin ancak 50-60 sene evvel meydana çıkarabildikleri dünyanın kuruluş prensibini Cenâb-ı Hak, bundan tam 1400 sene evvel insanlara bildirilmiştir.

Modern biyologlar, hayatın kaynağını şöyle anlatıyorlar: (Bugün kesin olarak hayatın nasıl meydana geldiğini şöyle açıklıyoruz: Dünyanın ilk havasında amonyak, oksijen ve karbonik asit vardı. Bunların yıldırımların etkisiyle aminoasitler meydana geldi. Milyonlarca sene evvel ilk defa su içinde protoplazma husûle geldi. Bunlardan ilk amipler meydana çıktı. Hayat suda başladı. Sudan karaya çıkan canlılar, havadan aminoasitleri alarak proteinli bünyeler meydana getirdiler. Görüldüğü gibi, bütün canlılar sudan gelmektedir ve ilk canlılar suda teşekkül etmiştir).

Onların ancak kısa bir zaman evvel buldukları bu hakîkat, Kur’ân-ı kerîmde 1400 sene evvel açıklanmıştır:

(Enbiyâ sûresi, 30): (İnkâr edenler, bütün canlıları sudan yarattığımızı bilmezler mi?)

(Furkan sûresi, 54): (İnsanı sudan yaratarak, soy sop veren Allah’tır.)

(Yâsîn sûresi, 36) : (Yerin yetiştirdiklerinden ve kendilerinden ve bilmedikleri birçok şeylerden çift çift (yani bol bol) yaratan Allahın ismini üstün tut.)

Buradan bitki ve hayvanat bilgilerine, fakat bunların yanında (Bilmedikleri şeyler) diye insanların ancak zamanla ve yavaş yavaş bulabildikleri atom enerjisi gibi yeni kaynakları inceleyen ilim adamlarına îmâlar vardır. Nitekim Cenâb-ı Hak, Rûm sûresinde (1-4) şöyle buyuruyor: (Gökleri ve yerleri yaratması, renklerinizin ve dillerinizin ayrı olması, O’nun varlığının belgelerindendir. Doğrusu, burada bilenler (ilim adamları) için dersler vardır).

Bu sözler, bugün genetik [Kalıtım] ile uğraşan ilim adamlarına bir işârettir. Demek oluyor ki, (dil ve renk farklarında) henüz bizim bugün daha bulamadığımız bazı incelikler vardır. Zamanla meydana çıkacaktır.

2- Tarihi inceleyerek imân edenlerin, İslâmiyete uyanların mesut olduklarını, imânsızların ise dünyada azap içinde yaşadıklarını anlatmaktadır.

3-Âhiretteki ni’metleri ve azapları bildirerek, imânlı olmaya teşvik etmektedir.

4-Dünyada ve âhirette saâdete kavuşmak için, nasıl yaşamak lâzım olduğunu öğretmektedir.

5-Müşriklerle (inanmayanlar), münâfıklarla (inanmış görünenler), Yahudilerle, Hıristiyanlarla nasıl harp yapılacağı bildirilmektedir.